Komiser Kemal ve Dr. Meltem, karanlık odada belgeleri inceledikleri sırada ani bir sesle irkildiler. Dışarıdan gelen gürültü, kapının zorlandığını gösteriyordu. Kemal, hızlıca el fenerini kapattı ve Meltem'i duvarın bir köşesine çekerek saklanmalarını işaret etti. İçeriye biri girmeye çalışıyordu ve bu kişi dost olmayabilirdi.
Kapı, ağır bir çatırtıyla açıldı ve içeriye gölgeler arasından bir figür süzüldü. Karanlıkta el feneriyle etrafı tarayan kişi, tüccar loncasının bir üyesi olabilirdi. Kemal, nefesini tutarak durumu izledi. Meltem, korkusunu bastırmaya çalışarak sessizce yanındaydı. Kemal, bu anda Meltem’e güvenmek zorundaydı; çünkü buradan sağ çıkmaları için birlikte hareket etmeleri gerekiyordu.
Gelen kişi, belgeler arasında bir süre arandı ve aradığı şeyi bulamayınca hışımla dışarı çıktı. Kemal, kapının yeniden kapanmasını bekledikten sonra derin bir nefes aldı. “Sanırım bu loncanın peşimizde olduğu kesinleşti,” dedi Meltem’e fısıldayarak.
Meltem, "Bu gece burada aradıkları şeyi bulamadılar, ama geri döneceklerdir," dedi. "Bu sırlar, onların yanlış ellere geçmemesi gereken bilgiler."
Kemal, Meltem'in yanındaki cesaretini ve olaylara dair bilgeliğini takdir etti. Artık ona tamamen güvenebiliyordu. "Birlikte çalışmalıyız, Meltem. Bu hem Dr. Yılmaz’ın hakkını vermek hem de tapınağın sırlarının doğru ellerde kalmasını sağlamak için önemli," dedi.
Meltem, başını sallayarak onayladı. "Tapınağın sırlarını çözmek, sadece Dr. Yılmaz’ın ölümünün ardındaki gerçeği ortaya çıkarmakla kalmayacak, aynı zamanda kasabanın geleceğini de belirleyecek."
Kemal, Meltem’le birlikte dükkandan ayrılmadan önce odadaki belgeleri dikkatlice topladı. Bu belgeler, onların ellerindeki en güçlü silah olabilirdi. Kasabaya dönerken, bu gece yaşananlar ve Meltem'in gösterdiği cesaret, aralarındaki güveni pekiştirmişti.
Artık Kemal, Meltem'in de yardım ettiği bir plan yapmaya hazırdı. Tapınağın derinliklerine yeniden inmek, loncayı durdurmak ve Dr. Yılmaz’ın anısını onurlandırmak için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıydı.
